Orjinal
metin Türk Dişhekimleri Birliği 1. Uluslararası kongresinde sunulmuştur.1992 İzmir.
Dt Ömer ENGİN
DİŞ
HEKİMLİĞİNDE AKUPUNKTUR
M. Ö. 2500
yılları civarında Hugandi Nei Ching adı ile yazılan ve Çin'e ait en eski tıp
kitabı olarak bilinen eserde ağız hastalıkları üç kısımda belirtilmiştir.
Yine aynı
kitapta gingivitisler, periodontal apseler, gingiva ülserleri ve diş ağrısı hakkında
uygun tanımlar yapılmıştır. Çinliler, dünyada diş temizliği için kürdan ve diş
fırçasını ilk kullanan milletler arasındadır. Kayıtların bu kadar eski olmasına
karşın akupunkturun diş hekimliği pratiğinde geniş ve bilimsel uygulamaları 1980
yıllarında Japonya'da başlamış ve elde edilen veriler Dünya Diş hekimliğine
sunulmuştur. Amaç bilinen dental tedavilerle oriental tıbbın kombine edilerek hastaya
en kısa yoldan ve ağrısız faydalı olabilmektir. Diş hekimliği pratiğinde sadece
ağız kavitesi içindeki patolojik lokalizasyonlar görülür. Bununla birlikte tedavi
programlarında sıklıkla hastanın fizik ve mental durumunun dengesi göz önüne
alınmalıdır. Bu da oriental tıbbın dental tedaviye eklenmesi ile çok iyi sonuçlar
alınabilineceğini gösterir.
Akupunkturun
sağladığı avantajlar şu şekilde sıralanabilir:
1- Analjezi
2- Spastik
kasların gevşemesi,
3- Cilt ve
müköz membranların çeşitli faktörlere bağlı aşırı duyarlığı,
4- Yüksek kan
basıncının düşürülmesi,
5-
Sirkülasyonun düzenlenmesi,
6- Lipolizin
uyarılması,
7- Immun cevap
ve bakteriyel infeksiyonlara rezistansın arttırılması,
8- Mental
depresyonun kaldırılması, hiperaktivitenin düzeltilmesi,
9- Anteriör
ptitüer hormon salgılanmasının düzenlenmesi, ACTH ve benzeri maddelerin
salgılanması,
10- Gevşeme
ve rahatlama duygusunun ortaya çıkartılması.(1)
Akupunktur
anestezisi, Japonyada ilk kez 1957 yılında, Dr. Hiodo Nishiyama tarafından Osaka'da
jinekoloji pratiğinde kullanılmıştır. 1969 haziranında Dr.Yoshio Manaka ve Dr.Michio
Tani birlikte ilk kez akupunktur anestezisi ile apendektomi yapmışlardır. 1972 de ABD.
başkanı Nixon'ın Çin'i ziyareti sırasında Çinli'ler akupunktur anestezisini ve
tedavisini büyük bir gösteri halinde herkezi heyrette bırakan bir biçimde başarı
ile sergilemişlerdir.Nixon Amerikaya dönüşünden sonra amerikalı doktorları Çin'e
göndermiş ve batı dünyası akupunktur ile tanışmıştır . Akupunktur anestezisi
gerçek kelime anlamında anestezi değil, analjezi veya ağrıyı inhibe etkisidir.
Özellikle Kbb ve Dental cerrahide efektiftir.
Akupunktur
anestezisinin avantajları :
* Akupunktur
anestezisi, lokal anesteziklerle kombine edilebilir ve kullanılacak olan lokal anestezik
dozu 1/2 veya 1/4 oranında azaltılabilir.
* Akupunktur
anestezisi ağır hastalarda, kuvvetten düşmüş hastalarda ve ihtiyar hastalarda drog
ile anesteziden daha güvenlidir.
* Akupunktur
normal vücut fonksyonlarına müdahale etmez .Sadece fonksyonların düzelmesine
yardımcı olur. Solunum normal, tansiyon ve nabız sabittir.
* Hastanın
akupunktur anestezisinden sonra daha çabuk iyileştiği görülmüştür. Bu daha çok
uzun süren drog etkilerinin bulunmamasına bağlı olmasıdır.
* Postoperatif
bulantı ve kusma olmaz. Pıhtılaşma normaldir. Şok reaksiyonu yoktur. Postoperatif
pulmoner komplikasyon yoktur.
* Allerjik
reaksiyon görülmez. (4)
Akupunktur
anestezisinin dezavantajları:
* Analjezi
derecesi genel anestezik, sinir bloku ve lokal infiltrasyona göre derin değildir.
*Anestezik
etkinin başlaması için geçen zaman periodu uzundur.
* Akupunktur
noktalarının lokalizasyonunun tam olarak bilinmesi gerekir.
* Her zaman
başarılı olunamaz , bilinen anestezikler gerekebilir.
Akupunktur
uygulamaları sırasında uyulması gereken çok önemli kurallar vardır.
*Nokta
seçimi :
Uygulanacak
olan tedavinin tipine göre kardinal noktalar ve yardımcı noktalar seçilir. Yardımcı
noktalar kardinal noktaların etkilerini arttıran noktalardır. Kardinal noktalar ile
yardımcı noktaların kombinasyonlarında yapılacak hatalar uygulamayı başarısız
hale getirecektir. Ayn› zamanda nokta seçimi sırasında hastanın o andaki durumuna ve
anamnezine dikkat edilmelidir.
* Nokta
lokalizasyonları :
Akupunktur
uygulaması için hazırlanan programdaki akupunktur noktalarının lokalizasyonlarının
titizlikle yapılarak uygulamaya geçilmesi zorunludur. Noktaların lokalizasyonlarında
anatomik oluşumlar kolaylık sağlayacaklardır.
* Uygun
stimülasyon tekniğinin seçimi :
Stimülasyon
tekniğinin seçiminde teşhis ve bu teşhise göre akupunktur uygulamasının amacı rol
oynar. Bu teknikler, iğne, lastik elektrotlar, moxa, laser, elektroakupunktur şeklinde
sıralanabilir.
*
Stimülasyon süresi :
Stimülasyon
süresi uygulamanın amacına göre ayarlanır. Ortalama olarak bu süre 15 - 35 dakika
arasındadır. Gerektiğinde bu süre 10-15 dakika kadar daha uzatılabilir.
Diş
pulpasının inervasyonu ve vaskülarizasyonu akupunktur etki mekanizması açısından
önemlidir.
Diş pulpası,
ihtiva ettiği sensitif reseptörler sayesinde önemli ölçüde diş uyaranlara karşı
hassas bir organdır. Yine kendisine has bir özelliğide her türlü stimulusun
oluşturduğu etkiyi ağrı duyusu şeklinde algılamasıdır. Pulpanın sinir sistemi
ağı, hem sensitif sistemin afferent nöronlarını hemde otonom sistemin sinir
uçlarını ihtiva eder. Otonom sisteme ait uçlar mikrosirkülasyonu yönetirler. (5)
Bütün sinir uçları foramen apikaleden pulpaya girerler. Sensitif uçların bir
bölümü trigeminal sinirden gelirken, bir bölüm sinir ucuda servikal sempatik
gangliondan gelerek bu ağa karışır. Bu fibrillerin hepsi Schwann hücresi içinde yer
alır ve yine bu hücrenin yaptığı miyelin kılıf ile çevrelenmişlerdir. (3) Ağrı
duyusunu iletmekle görevli miyelinli sinirler apikal foramenden pulpaya girdikten sonra
perifere doğru ilerlerken miyelin kılıflarını kaybederek miyelinsiz sinir haline
dönerler ve Weil tabakasını aşarak odontoblastik tabakaya ulaşırlar. Bazı uçları
dentin kanalları içine girerek 1/3 kanal boyu kadar ilerler.
Seltzer,
ağrı duyusunu ileten kısa aksonlu sinirlerin, trigeminal sinirden geldiğini ve ağrı
duyusunu 100 m/sn lik hızla merkeze ilettiklerini, miyelinsiz sinirlerin aynı işlevi
0,6 - 0,9 m/sn.lik hızda gerçekleştirdiklerini ortaya koymuttur.(8)
Uzun aksonlu,
miyelin kılıf ihtiva etmeyen ve ağrı duyusunu çok yavaş ileten sinir uçları ise
arteriol ve venüllerin çeperlerine sokulup sinaptik etkileşme ile damar endotelleri
üzerinde hakimiyet kurarak kan sirkülasyonun şiddetini ayarlama görevini
üstlenmişlerdir.
DİŞ
HEKİMLİĞİNDE AKUPUNKTUR UYGULAMA ALANLARI
DİŞ
ÇEKİMİ
Diş
çekimlerinde vakaya göre lokal anestezikler, genel anestezi, akupunktur analjezisi veya
bunların kombinasyonları ağrı kontrolü için kullanılabilir. Akupunktur analjezisi
özellikle diğer kombinasyonların kontrendike olduğu durumlarda kullanılır. Ana
noktaları: Li 3, Li4, Li11, Li7 dir. Ayrıca programa kulaktaki ilgili noktalar ilave
edilir. Bu noktalar bilinen şekillerde stimüle edilir. 15 ile 35 dakika sonra çekim
gerçeklettirilir.
Nabız ve
solunum, akupunktur analjezisi sırasında değişiklik göstermez. Hasta çekim
sonrasında rahattır.
AĞIZ İÇİ
OPERASYONLAR
Akupunktur
analjezisinin küçük dental operasyonlarda uygulanmas› dit çekimindeki uygulanışı
ile aynıdır. Pozitif neticelerin alınması oral kavitedeki küçük operasyonlarda çok
doğaldır. Kanal tedavileri, özellikle implant operasyonlarında en iyi adaptasyon,
önce akupunktur analjezisi ile başlamak daha sonra minimum dozda lokal aneztezikler
kullanarak devam ettirmekle sağlamıştır. Bu tip operasyonlarda postoperatif ağrı
oldukça fazladır. Akupunktur aneztezisinin buradaki önemi postoperatif ağrının
minumum olmasıdır.
Akupunkturun
bu tip operasyonlarda kullanılması lokal anestezik miktarının minimuma indirilmesi
açısından çok önemlidir.
Günümüzde
bilinen ve kullanılan anesteziklerin yerine akupunktur anestezisinin kullanımı pratikte
zor olacaktır ve primer olarak yersizdir. Ancak hergün karşılaşılabilecek vakalar
olan lokal anestezik allerjileri, iğne korkuları, analjezik ilaçların
kontrendikasyonlarında akupunktur analjezisinin primer hale geçmesi söz konusudur.
PULPITISTE
AĞRI KONTROLÜ
Bu hastaların
kliniklere müracat nedenleri diş ağrılarıdır. Genellikle uykusuz huzursuz ve
gergindirler. Bizden istedikleri ağrılarının biran önce dindirilmesidir. Çoğu
vakada ilk periotta ağrı akupunkturla ortadan kaldırılabilir. Iğneler uygun noktalara
batırılır, fazla hareket ettirilmeden oldukları yerde döndürülerek manipüle
edilirler. Bu kuvvetli stimulasyon uygulamas› ağrıyı ortadan kaldırır. Ardından
bilinen dental tedavi uygulamasına geçilir.
KANAL DOLGUSU
SONRASI AĞRI VE RAHATSIZLIKLARI
Düşük
frekanslı pulslarla yapılan akupunktur tedavisi bu vakalarda çok iyi neticeler
vermektedir. Düşük frekanslı akım, iğne batırıldıktan sonra analjezik etkinin
balat›labilmesi için endikedir. Iğne yerine kullanılan özel olarak imal edilmiş
yumuşak lastik elektrodlarla da aynı sonuç alınabilir. Maxiller ağrıyı yok etmek
için St7 ve REPP ler, mandibüler ağrıyı yok etmek için St6, St7 ve REPP ler
kullanılır. Düşük frekanslı darbeli akım 10- 15 dakika verilir. Hastanın genel
durumu bozuksa baş, boyun ağrıları ve omuz sertliğide mevcuttur. Bunlara ilgili
akupunktur tedavileri uygulanır.
INLAY, KRON
PREPARASYONLARI VE SIMANTASYONLARI
Iğne ve
lastik elektrotlarla diş analjezisinde kullanılan noktalara akupunktur uygulanır.
Düşük frekans ve pulslar kullanılır. Bu metod dişeti çekilmiş hassas dişli
ağızlardan ölçü alınırken ve simantasyon esnasında kullanılabilinir.
HIPERSENSIVITY
Aşırı diş
hassasiyetlerinde düşük frekanslı elektroakupunktur uygulanarak 10-15 dakika içinde
hassasiyet normal seviyesine indirilebilmektedir.
DETARTRAJ
Detartraj
sonrasında çoğu hastada dişlerde hassasiyet ortaya çıkar. Bu vakalarda düşük
frekanslı akımla, ilgili akupunktur noktalarına stimülasyon uygulaması çok iyi
neticeler verir. Iğne yerine lastik elektrot uygulamasıda aynı sonuçları vermektedir.
Subgingival küretaj 8 dakika ilgili meridyen noktalarının stimülasyonu sonucunda
mümkündür. Bu vakalar için özellikle hazırlanmış ve dişetlerine uygulanışı
çok kolay olan sandviç elektrotlar hastaya ve hekime kullanım açısından rahatlık
sağlar. Elektrodun diğer ucu Li4'e bağlanarak stimülasyon yapılır.
AFTLAR -
STOMATITLER
Bu vakalarda
bilinen medikal tedavilerle akupunkturun konbine edilmesinde büyük yarar
sağlanmaktadır. Akupunkturun genel vücut direnci üzerine olan yükseltici etkisinden
faydalanılmaktadır. (6)
ANGÜLER
CHELOZIS
Angular
cheliozis de St 4 noktalarına yapılacak yaklaşık 10 dakikalık akupunktur
uygulamaları çok iyi neticeler vermektedir.
PEDODONTI
Çocuklarda
yapılacak dental tedavilerde akupunktur anestezisi kullanmak mümkündür. Burada Gv20
hasta ile kooperasyonu sağlamak için önemlidir. Li4 noktalarına yapılan 15 dakikalık
akupunktur süt dişi çekimleri için yeterli olacaktır.Bu metod iğneyi çevirme
tekniği ile yapılır. Çocuk bundan rahatsız olduğunda batırılıp manipüle ile
yerinden çıkartılmalıdır.
ÖĞÜRME
REFLEKSI
Hastadan
ölçü alınırken ve tedavi esnasında öğürme başlarsa Cv22 iğne ile manüpüle
edilir. Aynı uygulama dental tedavi sırasında öksüren hastalara uygulanabilir.
TRISMUS
Enflamasyon
sonucu trismus 3. molarların çekimi veya oral cerrahi sonucu enflamasyon neticesinde
oluşur. Bu olay dental pratikte çok can sıkıcıdır. Bu semptom akupunkturla veya
akupunktur moxibisyon kombinasyonu ile k›sa zamanda ortadan kaldırılır.
TRIGEMINAL
NEVRALJILER
Trigeminal
nevraljiler kısa şimşek çakması tarzında tekrarlayan şiddetli ataklar halinde olan
ve ağrısı periotlar ihtiva eden nevraljilerdir. Genel olarak orta ve ileri yaş
gurubunda rastlanır. Tam olarak etyolojisi bilinmemektedir. Akupunktur tedavisinde
öncelikle teşhisin iyi konmuş olması gerekir. Trigeminal sinirin hangi dalını
ilgilendiriyorsa tedavi ona uygun yapılmalı ve mutlaka uzak noktalarda
kullanılmalıdır. Kuvvetli stimulasyonla hemen ortadan kaldırılabilmektedir.
ÇENE VE YÜZ
BÖLGESINDEKI DIĞER NEVRALJIFORM AĞRILAR
Charlin
nevraljisi, Sluder nevraljisi, N.šntermedius nevraljisi, N.Glossofarigeus nevraljisi,
Costen sendromu, Frey sendromu, Anaesthesia dolorasa, Kausalji, Cluster Headeche
tedavilerinde analjezi programı uygulanır.
TRIGEMINUSDA
NEURITIS
Muhtelif
operasyonlardan sonra ortaya çıkabilir. Nevraljide olduğu kadar şiddetli ağrı
olabilir. Analjezi programı ile çok kısa sürede netice alınır.
PRIMER ATIPIK
YÜZ NEVRALJISI ( HISTERIK YÜZ AĞRISI )
Ağrı
nevraljideki gibi şiddetli olmayıp, sinir trajesine uymaz. Hastanın genel durumu göz
önüne alınarak tedavi programı hazırlanır. Programa depresyon ve vejetatif sisteme
ait noktalar da dahil edilmelidir.
FACİAL
PARALIZILER
Facial
paralizilerde amaç fasial sinirin kemiği terk ettiği bölgede oluşan ödemin
kaldırılması ve aynı zamanda yüzdeki mimik kaslarının tonus yoksunluğu sebebi ile
atrofiye uğramalarının engellenmesidir.
TEMPORAMANDİBULAR
EKLEM PROBLEMLERİ
T.m.e.
problemlerinde öncelikle protetik problem olup olmadığı araştırılıp varsa ortadan
kaldırılmalıdır. Genellikle protetik sorunu olmayan hastaların diğer eklemlerinde de
problem mevcuttur. T.m.e problemlerinde amaç öncelikle ağrının ortadan
kaldırılmasıdır. Uygulanan akupunktur tedavisinde antienflamatuvar ve analjezik etki
alınır. Bu tedavi kürler halinde olup hastanın sonradan da takibi gerekmektedir.
TÜKRÜK
BEZLERİNİN HIPERFONKSYONLARI
Tükrük
bezlerinin hiperfonksyonlar› parasempatik sinirlerin aşırı uyarılmaları sonucu
ortaya çıkarlar.Otonom sistem regülasyonuna dayalı bir akupunktur programı ile
aşırı parasempatik uyarımı ortadan kaldırılarak oral kavite içinde rahat
çalışma ortamı yaratılır.
SİNÜZİTLER
Sinüzitlerde
kullanılan programda akupunkturun ödem çözücü, analjezik ve antienflamatuar
etkisinden faydalanılır. Genellikle 4. seanstan sonra sinüs içine birikmiş olan
eksuda boşalmaktadır.
KORKU
Özellikle
diş tedavisinden korkan hastalara günlük çalışmalarımızda oldukça sıkça
karşılaşırız. Bu vakalarda akupunkturla çok kısa zamanda sedasyon ve gevşeme elde
edilmektedir.
Kardinal
noktaları: Gv20, Gv21, H7'dir.
SONUÇ:
Akupunktur dişhekimliği pratiğinde önemli yer tutan ve klasik metodlarımızla konbine
olarak da kullanılabilen bir tedavi metodudur.
KAYNAKÇA :
1-2-
BONICA,J.J .:Acupunctur Anesthesia in the People's Republic of China . Jama
,Vol.229,no.10,sept.2 1974 s 1817-1825
2-4- BRODAL.A.
:Kranial Sinirler.Hacettepe Üniversitesi Yayınları.1979 .s.54-66
3-5-COHEN, S.,
BURNS,R.C.: Pathways of the pulp .The C.V.Mosby Co 1984 s.347-352
4-3-CIRELI,E.:Genel
Histoloji -Hücreler Ve Dokular E:Ü:Matbaası 1976 s .290-294
5-1-ERDINE,S.:Ağrı.
Nobel Kitapevi.1987. s.213-219
6-6 -
KONUKMAN,E .: Ağız Hastalıkları.Duran Ofset. 1980.s.37
7-8-SELTZER,S.,BENDER,I.B.:The
Dental Pulp .J.B. Lippincott Co. 1975 s. 119-121-124
|