YİN |
YANG |
su |
ateş |
gece |
gündüz |
durgunluk |
hareket |
siyah |
beyaz |
soğuk |
sıcak |
kadın |
erkek |
kolinerjik |
adrenerjik |
hipofonksiyon |
hiperfonksiyon |
Yin ve yang
deyimleri bu ikili ve karşıt nitelikleri ifade etmek için kullanılmaktadır.
"Plain Questions" (Basit Sorular) kitabının 5. bölümünde şöyle
denmektedir: "Su ve ateş, Yin ve yang' ın sembolleridir." Bu su ve ateşin,
bir çelişkinin başlıca iki karşıt yönünü temsil ettikleri anlamına gelmektedir.
Su ve ateşin özelliklerine dayanılarak, doğal çevredeki her şey ya yin yada yang
olarak sınıflandırılabilir.
Tıp alanında da,
vücudun farklı fonksiyonları ve özellikleride yin ya da yang olarak
sınıflandırılırlar. Örneğin, vücudun hareket etme ve ısıtma fonksyonlarına
sahip olan qi' si yangdır, buna karşın vücudun beslenme ve nemlendirme fonksyonlarına
sahip olan qi'si yindir.
Bir fenomenin
yin-yang yapısı, mutlak değil, ancak görecelidir. Bu görecelilik iki şekilde
yansıtılır. Birincisi bazı koşullar altında yin, yanga dönüşebilir veya tersi
olabilir. ( Yin ve Yang'ın birbirleri ile biçim değiştirme yapısı). İkincisi de
herhangi bir fenomen sonsuza dek yin ve yang özelliklerine bölünebilir. Bu olgu
fenomenin içindeki yin yang ilişkisini yansıtır. Örneğin, gün yang'dır. Buna
karşın gece yin'dir. Bununla birlikte bunların herbiri aşağıdaki şekilde
sınıflandırmaya devam olunabilir: Sabah, yang içindeki yang'dır. Öğleden sonra yang
içindeki yin'dir. Gecenin birinci yarısı yin içindeki yin'dir. Gecenin ikinci yarısı
yin içindeki yang'dır. Doğal dünyanın kendi karşıt bölümlerine bu şekilde
başkalaşması sonsuza dek sürdürülebilir. Bu nedenle, yin ve yang'ın, yapı olarak
hem karşı oldukları ancak birbirlerine bağlı oldukları görülebilir. (slide 6)
Doğuda bu
düşünceler ortaya konduğunda hemen hemen aynı tarihlerde batıda Anadolu'da
Ephesos'ta felsefenin kurucularından Herakleitos (İ.Ö. 540-480) yaşıyordu.
Herakleitos doğanın en belirgin özelliğinin değişim olduğunu düşünüyordu.
Duyuların sesine Parmenides'ten daha çok güvendiğini de söyleyebiliriz belki.
"Her şey
akar," diyordu Herakleitos. Her şey hareket etmektedir ve hiçbir şey kalıcı
değildir. Bu yüzden "aynı dereye iki kere girmek mümkün değildir".
Çünkü dereye bir kez daha girdiğimde hem dere hem de ben değişmişizdir.
Herakleitos
dünyanın sürekli zıtlıklar barındırdığına da işaret ediyordu. "Hiç hasta
olmamışsak, sağlıklı olmanın ne anlama geldiğini bilemezdik. Hiç aç
kalmamışsak, tok olmanın nasıl bir mutluluk verdiğini bilemezdik. Hiç savaş
olmamış olsa, barışın değerini kavrayamaz, hiç kış olmasa bahar geldiğini
anlayamazdık." diyerek bilmeden yin-yang teorisini açıklıyordu sanki.
Hem iyi hem de
kötünün bütün içerisinde gerekli bir yeri vardı Herakleitos'a göre. Zıtlıklar
arasında sürekli bir oyun olmasaydı, dünyanın sonu gelirdi. "Tanrı gündüz ve
gece, yaz ve kış, savaş ve barış, açlık ve tokluktur," diyordu Herakleitos.
Burada "Tanrı" sözcüğünü kullanmasına rağmen, kastetiği Tanrı'nın
mitolojide geçen Tanrı olmadığı açıktır. Herakleitos için tanrı ya da tanrısal
olan şey tüm evreni kapsayan bir şeydir. Tanrı kendini tam da sürekli değişen ve
zıtlıklarla dolu olan doğada ortaya koyar.
Herakleitos,
"Tanrı" yerine çoğu kez Yunanca "logos" sözcüğünü kullanır.
"Logos" mantık anlamına gelir. Biz insanlar hep aynı şekilde düşünmesek
ya da aynı mantığa sahip olmasak da, Heraklitos'a göre doğada olup biten her şeyi
denetleyen bir çeşit "evrensel mantık" olması gerekir. Bu "evrensel
mantık" ya da "doğa yasası" herkes için geçerli, herkesin uymak
zorunda olduğu bir şeydir. Yine de pek çok kişi kendi mantığına göre yaşar der
Herakleitos. Herakleitos"un insan kardeşleri hakkında pek de yüksek fikirler
beslediği söylenemez. "insanlann çoğunun fikirleri çocuk oyuncağı
kadardır," der.
Kısacası
Herakleitos, doğadaki tüm değişim ve zıtlıkların ortasında bir birlik ya da
bütünlük görüyordu. Her şeyin ardındaki bu "şey"e de "Tanrı"
ya da "logos" diyordu. Tao dairesinin tanımına ne kadar da benzer
düşünceler.
Bu arada
günümüzden 2500 yıl önce Yunanlı filozof Anaksagoras (İ.Ö. 500-428) a göre doğa,
gözle görülemeyecek kadar küçük parçacıklardan meydana geliyordu. Her şey
küçük, daha küçük parçacıklara bölünebilir ancak en küçük parçada bile her
şeyden bir şey vardır. Deri ve saç, deri ve saçtan başka bir şeyden oluşamıyorsa,
içtiğimiz süt yediğimiz yemekte de deri ve saç var olmak zorundadır, diyordu
Anaksagoras.
Onun bununla ne
demek istediğini modern bir örnekle açıklayabiliriz. Günümüzde laser tekniğiyle
"hologram" denen bir şey yaratmak mümkün. Bir hologram örneğin bir araba
şeklindeyse bu hologramı parçaladığımızda elimizde geriye yalnızca tamponu
gösteren parça kalmış olsa da hala tüm arabayı görebiliriz. Çünkü parçaların
her biri tüm şekli içinde barındırmaktadır. Vücudumuz da bir anlamda aynı şekilde
oluşmuştur. Parmağımdan bir deri hücresi çıkarıp alacak olursam, bu hücre
çekirdeği yalnızca derimin özelliğine dair bilgiler barındırmaz. Aynı hücrede,
gözlerimin şekline, saçlarımın rengine, kaç tane ve hangi özellikte parmağım
olduğuna dair bilgiler de vardır. Vücuttaki her hücre, bütün öteki hücrelerin
nasıl olduğunu da tüm ayrıntılarıyla içerir. Yani her bir hücrede "her
şeyden bir şey" bulmak mümkündür. Tüm, her bir parçada kendini gösterir.
Anaksagoras içinde
"her şeyden bir şey" barındıran bu "en küçük parçaları"
"tohum" veya "öz" diye adlandırıyordu.
Yunanlı
filozofların yepyeni bir düşünce biçimiyle ortaya çıktığı sırada hastalık ve
sağlığa da doğal açıklamalar getirmeye çalışan bir Yunan tıp bilimi doğuyordu.
Tıbbın babası sayılan Hippokrates İ.Ö.460 yıllarında Kos adasında doğmuştur.
Hippokrates'cı tıp geleneğine göre hastalıklara karşı koymanın en önemli yolu
aşırıya kaçmayan, sağlıklı bir hayat sürmektir. İnsan için doğal olan şey
sağlıklı olmaktı. Hastalıklar, fiziksel ya da ruhsal bir dengesizlik sonucu doğanın
yolundan çıkmasından kaynaklanırdı. İnsanın sağlıklı bir yaşam sürmesinin yolu
dengeli ve uyumlu olmaktan geçerdi.
Görüldüğü gibi
aynı zamanlarda ve farklı yerlerde birbirinden bağımsız düşünüp gözlem yapabilen
insanlar günümüz biliminin temel taşlarında imza sahibi olmuşlardır.
Geleneksel Çin
Tıbbı, insan vücudunun fizyolojisi ve patolojisini açıklamak ve klinik tanı ve
tedavi konusunda yol göstermek amacıyla, yin ve yang'ın karşılıklı bağlantı ve
sürekli biçim değiştirme (transformasyon) prensiplerini insan vücuduna
uygulamaktadır.
Şimdi günümüze
bir pencere açmak istiyorum.
Organizmanın
amacına uygun bir yaşam sürebilmesi için münferit organların etkinliğinin bu ortak
amaca göre ayarlanması gerekmektedir. Hormonal ve sinirsel yollarla sağlanan bu
regülasyon mekanizmasında autonom sinir sistemi merkezi sinir sisteminden tamamen ayrı
değildir. Farklı seviyelerdeki integrasyon kademeleri bu sistemin fonksiyonunu merkezi
bir kontrol altında bulundurur.
Bu anlatımı acaba
yin yang regülasyonu olarak düşünebilirmiyiz.
Anatomi ve
fizyolojide birçok alanlardaki bilgilerin daha erken zamanlarda doğru olarak ortaya
konmasına karşın beyin ve otonom sinir sistemi için bu özellik daha geç
gerçekleşmiş ve uzun gelişim kademeleri izlemiştir. Modern otonom sinir sistemi
kavramı Remark ile başlar. O 1838 de ilk defa olarak miyelinsiz sinir liflerinin
sempatik ganglion hücrelerinden geldiğini gösterdi. 1946 da Beck rami communicantes
albi ve grisileri ayırdı. Birincilerin preganglionik miyelinli ve grisilerin ise post
ganglionik ve miyelinsiz olduklarını gösterdi. 1851 de Claud Bernard hayvan ısısını
araştırırken vasomotor sinirleri buldu. Aynı zamanda Bernard 4. ventrikül tabanının
stimulasyonu ile glikozuri ve poliüri oluştuğunu göstererek visceral fonksiyonların
üzerinde merkezi sinir sisteminin etkisinide gösterdi. İlk defa Langly otonom sinir
sistemi sözünü ortaya koymuş ve preganglionik ve postganglionik sinirlerin
yayılışının mükemmel bir haritasını vermiştir.
YİN YANG
TEORİSİ İLE İLGİLİ TEMEL BİLGİLER.
1) Yin ve
yang'ın karşıtlığı. Yin-yang teorisi, herşeyin yin ve yang adlı iki
karşıt özelliği olduğunu savunur. Yin ve yang'ın karşıtlığını esas olarak,
bunların birbiriyle mücadele etme ve böylelikle birbirlerini kontrol etme yeteneği
yansıtır.
Örneğin,
ılıklık ve sıcak (yang) soğuğu yok edebilir. Buna karşı serinlik ve soğuk (yin)
yüksek bir ısıyı düşürebilir. Herhangi bir fenomen içindeki yin ve yang
özelliği, karşıtlık yoluyla diğerini sınırlayacaktır. Bu nedenle insan vücudunda
normal koşullar altında, yin ve yang'ın karşılıklı olarak birbirlerine
karşıtlığı yoluyla, göreceli bir fizyolojik denge korunur. Herhangi bir nedenle bu
karşılıklı karşıtlığın, yin ve yang'ın fazlalığı veya yetersizliği ile
sonuçlanması halinde, vücudun göreceli fizyolojik dengesi bozulacak ve hastalık
meydana gelecektir. Bunun örnekleri şunlardır. Yin'in fazlalığı yang'ın
yetersizliğine yol açar veya yang'ın hiperaktivitesi yin'in yetersizliğine yol açar.
"Plain Questions" (Basit Sorular) kitabının 5. bölümünde şöyle
denmektedir: "Yin hakim olduğunda yang hastalanacaktır; yang hakim olduğunda yin
hastalanacaktır."
2) Yin ve
Yang'ın karşılıklı olarak birbirlerine bağımlılığı
Yin ve yang
birbirlerine karşıttırlar ve buna rağmen, aynı zamanda karşılıklı bir
bağımlılık ilişkisine de sahiptirler. Hiçbiri yanlız olarak mevcut olamaz; yang
olmaksızın yin, yin olmaksızın yang olamaz. Yukarı doğru hareket (yang)
olmaksızın, hiçbir şekilde aşağı doğru hareket (yin) olamaz. Soğuk (yin)
olmasaydı, hiçbir şekilde sıcak (yang)olmazdı. Gerek yin, gerek yang diğerinin
mevcudiyeti için gerekli koşuldur ve bu ilişki yin ve yang'ın karşılıklı
bağımlılığı olarak bilinir. "Plain Questions" (Basit Sorular) kitabının
5. bölümünde şöyle denmektedir: "Yin, yang için bir koruyucu görevi görmek
üzere içeride kalır, yang ise yin için bir yardımcı görevi görmek üzere
dışarıda kalır."
Bu durum insan
vücudunun fizyolojisine uygulandığında yin besin maddelerine yang da fonksyonel
faaliyetler tekabül eder. Besin maddeleri içeride kalır, bu nedenle " yin içeride
kalır", buna karşın fonksyonel aktiviteler dışarıda kendini gösterir yani
"yang dışarıda kalır." Dışarıdaki yang, içerideki öz hareketin
görüntüsüdür. Bu nedenlede yang "yin in hizmetçisi" olarak bilinir.
İçerideki yin fonksiyonel aktiviteler için maddi temeldir. Bu sebeple " yang'ın
koruyucusu olarak bilinir.
"İllustrated
Supplement to the Classified Classics" (Sınıflandırılmış Klasiklerin Resimli
eki ) adlı kitabın "Yin ve Yang'ın Tezahürleri" adlı bölümünde şöyle
denmektedir: "Yang olmaksızın hiçbir yin üretimi olmazdı; yin olmaksızın
hiçbir yang üretimi olmazdı"
3) Yin ve
yang'ın karşılıklı tüketim-destekleme ilişkisi.
Herhangi bir
fenomenin içindeki yin ve yang özellikleri sabit değildir. Sürekli olarak
karşılıklı tüketim ve destekleme durumundadırlar. Örneğin,vücudun çeşitli
fonksyonel aktiviteleri (yang) zorunlu olarak bir miktar besin (yin) tüketirler. Bu olay
"yang'ın kazanılmasına yol açan yin tüketimi" sürecidir. Öte yandan
çeşitli besin maddelerinin (yin) üretimi zorunlu olarak bir miktar enerji (yang)
tüketir. Bu "yin'in kazanılmasına yol açan yang tüketimi" sürecidir.
Normal koşullar altında yin ve yang ın karşılıklı tüketim-destekleme ilişkisi bir
görece denge durumu içindedir. Bununla birlikte, bu ilişkinin normal fizyolojık
limitlerin dışına çıkması halinde, yin ve yang'ın göreceli dengesi korunmayacak,
bu da ya yin'in ya da yang'ın fazlalığı veya yetersizliği ile hastalığın meydana
gelmesi ile sonuçlanacaktır.
4) Yin ve
yang'ın karşılıklı biçim değiştirme ilişkisi.
Herhangi bir
fenomenin içindeki yin ve yang özellikleri, kesin bir şekilde statik değildir. Bazı
koşullar altında, bu iki özellikten herhangi biri biçim değiştirerek yin'e
dönüşebilir ve yin biçim değiştirerek yang'a dönüşebilir. Eğer karşılıklı
tüketim - destekleme ilişkisi niceliksel (kantitatif) bir değişim süreci ise, bu
durumda yin ve yang'ın karşılıklı olarak biçim değiştirmesi niteliksel
(kalititatif) bir değişim sürecidir.
"Plain
Questions" (Basit Sorular) kitabının 5. bölümünde şöyle denmektedir:
"Aşırı yin zorunlu olarak yang'ı üretecektir ve aşırı yang da zorunlu olarak
yin'i üretecektir.... Şiddetli soğuk sıcağı meydana getirir. Şiddetli sıcakda
soğuğu oluşturur."
Bu bir yandan, yin
ve yang'ın karşılıklı biçim değiştirmelerini gösterirken, öte yandan da, biçim
değiştirmeleri için gerekli olan koşulları göstermektedir. Hem dış hemde iç
faktölerin konbinasyonları olmaksızın biçim değiştirme olmaz. Akut ateş bunun bir
örneğidir.Aşırı ısı organizmanın anti-patojenik qi'sini şiddetle tüketir ve buna
hasar verir. İnatçı yüksek ateşten sonra, Vücut ısısnda ani bir düşme, ve
solgunluk, kol ve bacakların soğuması ve nabzın zayıflaması gibi şiddetli soğuk
tezahürleri meydana gelebilir.
Uygun acil
tedavinin zamanında yapılması halinde yang qi kurtarılacak, patolojik durumda bir
iyileşme olacak, kol ve bacaklar ısınacak, cilt ve nabız normale dönecektir.
Bunların birincisi, biçim değiştirerek yin'e dönüşen yang ve ikincisi de biçim
değiştirerek yang'a dönüşen yin'dir.
5) Yin ve
yang'ın sonsuza dek bölünebirliği.
Daha önce de söz
edildiği gibi, yin ve yang sürekli değişim içindedir. Bu hem yin'in hemde yang'ın
göreceli dereceleri olduğu anlamına gelmektedir. "Plain Questions" (Basit
Sorular) kitabının 6. bölümünde şöyle denmektedir: "Yin ve yang'ın sayı
olarak miktarı on olabilir; bu miktar yüze, bine, onbine veya sonsuza dek
genişleyebilir. Ancak, sonsuza dek bölünebilir olmakla birlikte, yin ve yang yanlızca
bir önemli prensibe dayanırlar."
Koşullara göre,
yin ve yang, sırasıyla üç alt bölüme bölünerek çoğalabilirler."Plain
Questions" (Basit Sorular) kitabının 66. bölümünde şöyle denmektedir:
"Yin ve yang'ın qi'si daha küçük veya daha büyük olabilir. Üç yin ve üç
yang olmasının sebebi budur."
Bu alıntı, yin ve
yang'ın qi'sinin derece olarak daha büyük veya daha küçük olabileceğini ve yin'in
yang'ın üçer alt bölümü olduğunu açıklamaktadır. Daha büyük yin'e Taiyin
(üçüncü yin) adı verilir.Daha küçük yine Shaoyin (ikinci yin) adı verilir.Daha
büyük yang'a Taiyang (üçüncü yang) adı verilir. Daha az yang'a Shaoyang (birinci
yang), Aşırı büyük yang'a Yangming (ikinci yang) ve azalan yin'e Jueyin (birinci Yin)
adı verilir. Üç yin ve üç yang, yin ve yang'ın daha fazla genişlemesidir ve aynı
zamanda yin ve yang'ın tüketim destekleme-ilişkisini temsil ederler. Ateşli humma
hastalıklarının gelişmesine uygulanan sendromların farklılığı, Taiyang, Yangming,
Shaoyang Taiyin, Shaoyin ve Jueyin kategorilerinin uygulanması ile analiz edilir.
Yukarıda sözü
edilenler, Başlıca prensipleri "Yin-Yang figürü" (Taijitu) ile açıklanan
yin-yang teorisinin temel içeriğidir. Bu figürde, beyaz yang'ı siyah ise yin'i temsil
etmektedir. Yin ve yang'ın karşıtlığı ve karşılıklı olarak birbirlerine
bağımlılığı, karşılıklı tüketim - destekleme ilişkisini gösteren kavisli
çizgiyle gösterilmektedir. Beyaz yang alan siyah bir nokta (yin) ve siyah alan beyaz bir
nokta içermektedir. Bu noktalar, karşılıklı olarak biçim değiştirme potansiyelini,
yin'in yang içinde olduğunu ve yang'ın dayin içinde olduğunu göstermektedir. Bu
figür, bütün fenomenlerin izole olmadığını, karşılıklı olarak birbirlri ile
bağlantılı olduğunu, gelişmekte ve değişmekte olduğunu göstermektedir.
Birde semptomları
bizim anlayacağımız tıp terminolojileri ile yorumlayalım.
Bütün vücudu
içine alan olağanüstü bir durum karşısında sempatik etkinliğin hakimiyeti
esastır. Bu sistemin yapılış tarzı genel reaksiyonları kolaylaştıracak
şekildedir. Kuvvetli kas etkinliği asfixia, şiddetli emosyon gibi organizmanın bütün
kaynaklarının harekete geçmesini gerektiren hallerde (korku, kaçma ve savaşma gibi )
taşikardi, iç organlar ve deride vazoconstriction kan depolarının boşalması,
dolaşan kan hacminin artması ve kanın abdominal viscerlerden lokomotor sisteme,
akciğerlere ve beyine gönderilmesine sebep olur. Bronşlar dilate olur, alyuvar sayısı
artar, karaciğer glikojeni glikoza döner ve kan şekeri yüksektir. Sempatik sistem bu
reaksiyonlarda en büyük rolü oynar ve etkisi adrenalin sekresyonu ile kuvvetlendirilir.
Parasempatikler
lokalize olağanüstü durumlarda yani bir tek veya bir gurup organa uygulanan streslerde
etkin hale geçerler. Bu sistemin yapılış tarzı bu amaca uygun düşecek şekildedir.
Parasempatik ganglionlar inerve ettikler organa yakın bulunurlar ve nisbeten sınırlı
bir alana etki ederler. Bu sistemin kimyasal aracısı olan asetilkolin, salgılandığı
yerden uzağa gitmeden hemen inaktive olur. Parasempatik sistem özellikle vücut ve
lokomotor sistem dinlenme halinde iken etkinlik gösterir. Bunun sonucu olarak da enerji
depo edilir.
Visceral
innervasyon yanlız stres halinde iken kendini göstermez. Aynı zamanda devamlı tonik
bir etkinlikde gösterirler. Tonik impulslar fazla olmamakla beraberaort ve sinüs
karotikusdaki reseptörlerden doğar. Kan basıncında, oksijen ve karbondioksit
basıncında asit-baz dengesinde ve diğer birçok faktördeki değişmeler bu vasküler
reseptörler üzerine etki eder ve sempatik veya parasempatik etkinliği azaltacak veya
arttırarak reflekslere neden olurlar. Bu refleksler sayesinde normal denge kurulur.
Örneğin kan basıncının yükselmesi aort duvarlarında ve sinüs caroticus'daki
reseptörleri uyarır ve böylece refleks yolu ile bradicardi oluşturulur. Aynı zamanda
vasoconstrictorlar inhibe olurve adrenalin sekresyonu azalır. Bütün bu reaksiyonlar kan
basıncını düşürmeye ve normal hale getirmeye yardım ederler.
II.
YİN - YANG TEORİSİNİN GELENEKSEL ÇİN TIBBINA UYGULANMASI
Yin-yang teorisi,
geleneksel Çin tıbbının teorik sisteminin tüm yönlerine girmektedir. İnsan
vücudunun organik yapısını, fizyolojık fonksyonlarını ve patolojik
değişikliklerini açıklamaya yardımcı olmakta ayrıca klinik tanı ve tedavi
konusunda yol göstericilik yapmaktadır.
1) Yin -
yang ve insan vücudunun organik yapısı.
Yin-yang teorisi
insan vücudunun organik yapısının açıklanmasına uygulandığında, ortaya çıkan
sonuç, insan vücudunun entegre bir bütün olduğudur. İnsan vücudunun tüm organları
yin ve yang olmak üzere iki karşıt özelliğe ayrılabilir. Anatomik bölge
açısından vücudun üst bölümü yang'dır; alt bölümüde yindir. Dış kısmı
yang'dır ve iç kısmıda yin'dir. Kol ve bacakların yanal tarafları (lateral)
yang'dır ve orta (medial) tarafları yin'dir. Bunların fonksyonel aktivitelerinin
yapısına göre zang organlar yin, fu organlar yang'dır. Ayrıca zang-fu organların her
birinin içinde yin ve yang özellikleri vardır. Örneğin kalp-yin ve kalp-yang.
Meridyen sistemi içinde iki kategoroi vardır; yin meridyenler, yang meridyenler. Sonuç
olarak yin ve yang karşıtlığı bütün üst ve alt, iç ve dış organik yapılarda
kendini gösterir. Herbiri yin ve yang nitelikleri içerir ve hepside yin ve yang'a göre
sınıflandırılabilir. "Plain Questions" adlı kitabın 25. bölümünde
şöyle denmektedir: "İnsan, yin ve yang'dan ayrılmaz bir fiziksel biçime
sahiptir."
2) Yin-yang
ve insan vücudunun fizyolojik fonksiyonları:
Yin-yang teorisi,
insan vücudunun normal yaşamsal aktivitelerinin yin ve yang'ın bir karşıtlıklar
birliği içindeki koordinasyonuna dayandığını kabul etmektedir. Fonksyonel
aktiviteler yang'a aittir ve besin maddeleri yin'e aittir. Vücudun çeşitli fnksyonel
aktiviteleri, besin maddelerinin desteğine bağımlıdır. Besin maddeleri olmaksızın
fonksyonel aktiviteler için hiçbir destek olamaz. Aynı zamanda fonksyonel aktiviteler,
vücutta besin maddelerinin üretimi için harekete geçirici güçtür. Bir başka
deyişle, zang-fu organların fonksyonel aktiviteleri olmaksızın, su ve yiyecek, besin
maddelerine dönüştürülemez. Bu şekilde, insan vücudu içindeki yin ve yang
karşılıklı olarak birbirini destekleyicidir. Organizmayı patolojik faaliyetlerin
istilasından korumak ve vücut içinde bir görece dengeyi sürdürmek için birlikte
faaliyet gösterirler. Yin ve yang birbirlerini destekleyemez ve ayrılırlarsa, vücudun
yaşamsal aktiviteleri durur."Plain Questions" adlı kitabın 3. bölümünde
şöyle denmektedir: "Yin stabilize olduğunda ve yang iyi korunduğunda, ruh uyum
içinde olacaktır; yin ve yang'ın ayrılması, temel qi'nin tükenmesine yol
açacaktır."
3)
Yin-yang ve insan vücudundaki patolojik değişiklikler.
Yin yang teorisi,
patolojik değişikliklerin açıklanması konusunda da uygulanmaktadır. Geleneksel Çin
tıbbı, hastalığın ortaya çıkmasının yin ve yang arasındaki görece dengenin
kaybının birinden birinin fazlalığı veya yetersizliği sonucu olduğunu kabul
etmektedir. Hastalığın ortaya çıkması ve gelişmesi hem antipatojenik qi'yle hemde
patojenik faktörlerle ilişkilidir. İki tip patojenik faktör vardır: Yin yang
Antipatojenik qi, yin sıvısını ve yang qi'yi içine alır. Yang patojenik faktörleri
hastalığa neden olduğunda, bu yin'i tüketen yang'ın fazlalığına yol açabilir ve
ısı sendromlarının meydana gelmesine sebep olur. Yin patojenik faktörleri hastalığa
neden olduğunda, bu yang'a hasar veren yin'nin hakimiyetine yol açabilir ve soğuk
sendromlarının meydana gelmesine sebep olur. Yang'ın yetersizliği yin'i kontrol
edemeyecek duruma geldiğinde, yetersizlik ve soğuk sendromları görülebilir. Bu
sendromlarda yang yetersizdir ve yin gereğinden fazladır. Yin sıvısının
yetersizliği yang'ı sınırlamayacak durumda olduğunda, yetersizlik ve sıcak
sendromları görülebilir. Bu sendromlarda yin yetersizdir ve yang hiperaktiftir.
Yukarıdaki
açıklamalarda görülmektedir ki hastalıkta ortaya çıkan patolojik değişiklikler
komplike ve değişime tabi olmakla birlikte bunlar genelleştrilebilir ve şu şekilde
açıklanabilir: " Yin ve yang'ın dengesizliği ", " Soğuk sendromuna yol
açan yin fazlalığı", " Sıcak sendromuna yol açan yang fazlalığı",
" Soğuk sendromuna yol açan yang yetersizliği ve " Sıcak sendromuna yol
açan yin yetersizliği". Ek olarak ya yang qi ya da yin sıvısının yetersizliği
bir diğerinin tüketimine yol açabilirki bu da Yin ve yang'ın karşılıklı tüketimi
olarak bilinir. Örneğin uzun süren iştahsızlık esas olarak dalak-qi'sinin (yang)
zayıflığına bağlanır.Bu olay kan (yin) yetersizliğine yol açar. Bu "yang'ın
yin'i etkileyen zayıflığı nedeniyle, hem qi'nin hem de kanın yetersizliği "
olarak bilinir.
Bir başka örnek
hemorarjidir. Bu durumda önemli miktarda kan (yin) kaybı genellikle, üşüme, kol ve
bacakların soğuması şeklinde tezahür eden yang yetersizliği sendromuna yol açar. Bu
olay " yin'in yang'ı etkileyen yetersizliğinin sonucu olarak meydana gelen hem yin
hemde yang'ın yetersizliği" olarak bilinir. Bu patolojik değişikliklerin hepsi
klinikte yaygın olarak görülmektedir.
4) Klinik
tanı ve tedaviye yol gösterici olarak yin yang.
Hastalığın
ortaya çıkması ve gelişmesinin kökeninde yatan neden, yin ve yang arasındaki
dengesizliktir. Bu nedenle klinik görüntüler ne kadar komplike ve değişken olursa
olsun yin- yang presibini iyi bir şekilde kullanarak, anahtar rolü oynayan bağlantı
elemanlarını yakalayabilir ve etkin biçimde analiz edebiliriz. Genel olarak konuşacak
olursak, bir hastalığın yapısı, yin-yang yoluyla yapılacak analiz kapsamının
dışına çıkmaz. "Plain Questions" adlı kitabın 5. bölümünde şöyle
denmektedir: "İyi bir doktor hastanın cildini gözlemler, nabzına bakar ve
böylelikle hastalığın bir yin hastalığımı yoksa bir yang hastalığımı
olduğunun saptanmasında ilk adımı atmış olur."
Yin, yang, dahili,
harici, soğuk, sıcak, yetersizlik ve fazlalık adlı sekiz prensip tarafından
sendromların farklılaştırılması için yin-yang bir temeldir. Hariç, sıcak ve
fazlalık yang'dır, buna karşın dahili, soğuk ve yetersizlik yin'dir. Bu yolla,
komplike klinik olaylar basitleştirilebilir ve doğru tanı konulabilir.
Hastalığın
ortaya çıkması ve gelişmesinin kökeninde yatan neden, yin ve yang arasındaki
dengesizlik olduğundan, akupunktur tedavisinde temel prensip, "Yin'in stabilize
edilmesini ve yang'ın iyi bir şekilde korunmasını sağlayarak ve bunların arasındaki
uyumu eski haline getirerek, yin ve yang'ı regüle etmektir. "Miraculous Pivot"
(Mucizevi Mil ) adlı kitabın 5. bölümünde şöyle denmektedir: "İğnelemenin
temel tekniği, yin ve yang arasında bir dengeye ulaşmaktır."
Bu alıntıdan,
iğnelemenin temel fonksyonunun, yin ve yang'ın qi'sini ayarlamak olduğunu
görebiliyoruz.
Akupunkturun klinik
uygulamasında, yin-yang teorisi yanlızca tedavi prensiplerinin saptanmasına
uyğulanmaz. Aynı zamanda, noktaların ve kullanılacak iğneleme ve moxibustion
tekniğinin seçimine de uygulanır. Örneğin klinik pratikte, gerek içlik-dışlık
ilişkili meridyenlerden noktaların kombinasyonu gerekse Yuan-primer ve Luo bağlantı
noktalarının kombinasyonu yaygın bir biçimde kullanılır. Her ikiside, noktaları
ilişkili yin ve yang meridyenlerinden seçme yöntemleridir. Buna ek olarak, zang-fu
organların hastalıklarını tedavi etmek için çoğu zaman Back-Shu ve Front-mu
noktaları seçilir.
Zang hastalıkları
için genellikle ilişkili Back-Shu noktaları, Fu hastalıkları için ilişkili Front
-Mu noktaları seçilir. Alternetif olarak fazlalığı ve yetersizliği bulunan yin ve
yang'ı ayarlamak amacı ile "Yang hastalıkları için front-mu noktalarını, yin
hastalıkları için back-shu noktalarını seçerek bunların bir kombinasyonu
kullanılır." "Yin hastalıklarda iğneler derine, yang hastalıkları için de
yüzeyel uygulanır."
Görüyoruz ki
akupunktur da meridyenler, noktalar ve iğneleme teknikleri yin-yang teorisiyle çok
yakından ilişkilidir. Bu ilişki yin-yang'ın hem teoride hemde pratikte oynadıkları
yaşamsal öneme sahip rolü bir kez daha vurgulamaktadır.