Şükran & Ömer Engin
SOEGROUP
DENTAL
AKUPUNKTUR
DENTAL YAZILIM

Hobi / hobby

  Ayşegül'ün sayfası

ATATÜRK büstü

Yelken...    Pirat

Bead Dreams / Boncuk ruyasi

Sukran Engin

Mobilcam

  Linkler

Bize yazınsoe@soedental.com 

E-mail to us

Hit Counter

 

SOEGROUP

Halitağa caddesi no:46

Kadıköy İstanbul

Türkiye 

Tel:+90 (216) 345 5916


Dt. Şükran ENGİN

YİN-YANG

 

Akupunktur ve etki mekanizmasını iki ana temel üzerine oturtuyoruz. Bunlardan birincisi ve akupunkturun her basamağında karşılaştığımız yin-yang ve beş eleman teorisi, ikincisi ise modern teorilerdir. Ancak doğa, insan ve evren gibi tıp da bir bütündür. Günümüzden 5000 yıl öncesinin şartları ve olanaklarında yapılan gözlemlere, dayalı olarak yin-yang ve beş eleman teorileri ortaya konmuş ve bazı olaylar bunlarla açıklanmaya çalışılmıştır. Günümüzde şartların değişmesi modern bilim ve yüksek teknoloji, her geçen gün yapılan yeni araştırmalar sayesinde bu teoriler daha somut bir biçimde açıklanabilmektedir. Önemli olan gözlemlerimizi ve bilgilerimizi bağdaştırmayı denememizdir. Yin-yang teorisine zaman zaman değişik bir pencereden bakalım. Örneğin bu kelimeleri parasempatik ve sempatik kavramları ile yer değiştirelim. Bazı yaklaşımlar daha kolay anlaşılır hale gelecek ancak bazıları hala tam yerine oturmamış olacaktır. Belki günümüzde otonom sinir sistemi, limbik sistem veya beyin fonksiyonları tam olarak çözülmüş olsaydı yerine oturmamış yaklaşımlar da tam olarak açıklanabilecekti. Kesinlikle unutulmaması gereken konu bu teorilerin kendi içlerinde kendi terminolojileri ile çok tutarlı olduklarıdır. Bilim, buluşlar bir dogma üzerine kurulmuş, ancak büyük araştırma ve gözlemlerle geliştirilmişlerdir. Bir konunun bazı yerleri anlaşılmaz gibi de, dogmatik de gelse iyi anlaşılabilmesi için felsefesi çok iyi kavranmalıdır. Onu öğrenmenin temeli budur. Akupunkturu anlayabilmek için onu kendi terminolojisi ile kavrayıp ancak ondan sonra bu günkü modern tıbbın terminolojisi ile bağlantılarının yapılması gereklidir.

Yin-yang ve beş eleman teorileri, doğal olayların iki yorumu olup, kökenleri eski Çin'den kaynaklanmaktadır. Bu teoriler ilkel bir materyalizm ve diyalektik kavramını yansıtıyorlardı ve Çin'de doğal bilimin gelişmesinde aktif bir rol oynamışlardır. Eski hekimler bu iki teoriyi tıp alanına uygulamışlar ve bu uygulama, geleneksel Çin tıbbının teorik sisteminin oluşumunu ve gelişmesini büyük ölçüde etkilemiş; günümüze kadar klinik çalışmalara yol göstermiştir.

 

Yin-yang teorisi:

Yin-yang teorisi, eski Çin'de maddesel dünyanın gözlemlenmesi ve analizi için kullanılan kavramsal bir çerçevedir. İlk olarak yin-yang teorisi, Yin ve Zhou hanedanları döneminde ( İ.Ö. 16.y.y -221) oluşturulmuştur. Yin -yang deyimi ilk olarak " The Book of Changes" (Değişiklikler Kitabı) adlı kitapta " Yin ve yang, evrendeki tüm biçimleri ve karakteristikleri yansıtmaktadır." şeklinde görülmüştür.

İlkbahar ve sonbahar (İ.Ö. 770-476) ve Savaşan Devletler Dönemine (İ.Ö.475-221) gelindiğinde yin-yang teorisinin tüm düşünce okullarında uygulaması derin bir biçimde kök salmıştı. "Plain Questions" (Basit Sorular) kitabının 5. bölümünde şu satırlar yer alıyordu: "Yin ve yang yeryüzü ve gökyüzünün yasalarıdır, herşey için büyük bir çerçevedir, değişimin, köklerin, yaşam ve ölümün başlangıcının nedeni ve kaynağıdır....."

Bu alıntı, tüm doğal olayların köklerinin yin ve yang da olduğu ve yin-yang teorisi ile analiz edilebilecekleri fikrini ifade etmektedir. Bununla birlikte, yin-yang'ın kendisi herhangi bir somut fenomen anlamına gelmemektedir. Yin-yang daha çok, fenomenleri gözlemlemek ve analiz etmek için teorik bir yöntemdir. Kısaca söylemek gerekirse yin ve yang, felsefi bir kavramsallaştırma ve doğal dunyadaki birbiri ile paralel ilişkili tüm fenomenlerde gözlemlenebilecek iki karşıt prensibi genelleştirme aracıdır. Yin ve yang karşıt yapılara sahip iki ayrı fenomeni temsil edebileceği gibi, aynı fenomen içindeki farklı ve karşıt özellikleride temsil edebilirler. Sonuç olarak eski Çin halkı günlük yaşamlarında ve işlerinde, doğal dünyanın tüm yönlerinin ikili bir özelliğe sahip şekilde görülebileceğini anlamışlardı. Örneğin:

YİN

YANG

su

ateş

gece

gündüz

durgunluk

hareket

siyah

beyaz

soğuk

sıcak

kadın

erkek

kolinerjik

adrenerjik

hipofonksiyon

hiperfonksiyon

 

Yin ve yang deyimleri bu ikili ve karşıt nitelikleri ifade etmek için kullanılmaktadır. "Plain Questions" (Basit Sorular) kitabının 5. bölümünde şöyle denmektedir: "Su ve ateş, Yin ve yang' ın sembolleridir." Bu su ve ateşin, bir çelişkinin başlıca iki karşıt yönünü temsil ettikleri anlamına gelmektedir. Su ve ateşin özelliklerine dayanılarak, doğal çevredeki her şey ya yin yada yang olarak sınıflandırılabilir.

Tıp alanında da, vücudun farklı fonksiyonları ve özellikleride yin ya da yang olarak sınıflandırılırlar. Örneğin, vücudun hareket etme ve ısıtma fonksyonlarına sahip olan qi' si yangdır, buna karşın vücudun beslenme ve nemlendirme fonksyonlarına sahip olan qi'si yindir.

Bir fenomenin yin-yang yapısı, mutlak değil, ancak görecelidir. Bu görecelilik iki şekilde yansıtılır. Birincisi bazı koşullar altında yin, yanga dönüşebilir veya tersi olabilir. ( Yin ve Yang'ın birbirleri ile biçim değiştirme yapısı). İkincisi de herhangi bir fenomen sonsuza dek yin ve yang özelliklerine bölünebilir. Bu olgu fenomenin içindeki yin yang ilişkisini yansıtır. Örneğin, gün yang'dır. Buna karşın gece yin'dir. Bununla birlikte bunların herbiri aşağıdaki şekilde sınıflandırmaya devam olunabilir: Sabah, yang içindeki yang'dır. Öğleden sonra yang içindeki yin'dir. Gecenin birinci yarısı yin içindeki yin'dir. Gecenin ikinci yarısı yin içindeki yang'dır. Doğal dünyanın kendi karşıt bölümlerine bu şekilde başkalaşması sonsuza dek sürdürülebilir. Bu nedenle, yin ve yang'ın, yapı olarak hem karşı oldukları ancak birbirlerine bağlı oldukları görülebilir. (slide 6)

Doğuda bu düşünceler ortaya konduğunda hemen hemen aynı tarihlerde batıda Anadolu'da Ephesos'ta felsefenin kurucularından Herakleitos (İ.Ö. 540-480) yaşıyordu. Herakleitos doğanın en belirgin özelliğinin değişim olduğunu düşünüyordu. Duyuların sesine Parmenides'ten daha çok güvendiğini de söyleyebiliriz belki.

"Her şey akar," diyordu Herakleitos. Her şey hareket etmektedir ve hiçbir şey kalıcı değildir. Bu yüzden "aynı dereye iki kere girmek mümkün değildir". Çünkü dereye bir kez daha girdiğimde hem dere hem de ben değişmişizdir.

Herakleitos dünyanın sürekli zıtlıklar barındırdığına da işaret ediyordu. "Hiç hasta olmamışsak, sağlıklı olmanın ne anlama geldiğini bilemezdik. Hiç aç kalmamışsak, tok olmanın nasıl bir mutluluk verdiğini bilemezdik. Hiç savaş olmamış olsa, barışın değerini kavrayamaz, hiç kış olmasa bahar geldiğini anlayamazdık." diyerek bilmeden yin-yang teorisini açıklıyordu sanki.

Hem iyi hem de kötünün bütün içerisinde gerekli bir yeri vardı Herakleitos'a göre. Zıtlıklar arasında sürekli bir oyun olmasaydı, dünyanın sonu gelirdi. "Tanrı gündüz ve gece, yaz ve kış, savaş ve barış, açlık ve tokluktur," diyordu Herakleitos. Burada "Tanrı" sözcüğünü kullanmasına rağmen, kastetiği Tanrı'nın mitolojide geçen Tanrı olmadığı açıktır. Herakleitos için tanrı ya da tanrısal olan şey tüm evreni kapsayan bir şeydir. Tanrı kendini tam da sürekli değişen ve zıtlıklarla dolu olan doğada ortaya koyar.

Herakleitos, "Tanrı" yerine çoğu kez Yunanca "logos" sözcüğünü kullanır. "Logos" mantık anlamına gelir. Biz insanlar hep aynı şekilde düşünmesek ya da aynı mantığa sahip olmasak da, Heraklitos'a göre doğada olup biten her şeyi denetleyen bir çeşit "evrensel mantık" olması gerekir. Bu "evrensel mantık" ya da "doğa yasası" herkes için geçerli, herkesin uymak zorunda olduğu bir şeydir. Yine de pek çok kişi kendi mantığına göre yaşar der Herakleitos. Herakleitos"un insan kardeşleri hakkında pek de yüksek fikirler beslediği söylenemez. "insanlann çoğunun fikirleri çocuk oyuncağı kadardır," der.

Kısacası Herakleitos, doğadaki tüm değişim ve zıtlıkların ortasında bir birlik ya da bütünlük görüyordu. Her şeyin ardındaki bu "şey"e de "Tanrı" ya da "logos" diyordu. Tao dairesinin tanımına ne kadar da benzer düşünceler.

Bu arada günümüzden 2500 yıl önce Yunanlı filozof Anaksagoras (İ.Ö. 500-428) a göre doğa, gözle görülemeyecek kadar küçük parçacıklardan meydana geliyordu. Her şey küçük, daha küçük parçacıklara bölünebilir ancak en küçük parçada bile her şeyden bir şey vardır. Deri ve saç, deri ve saçtan başka bir şeyden oluşamıyorsa, içtiğimiz süt yediğimiz yemekte de deri ve saç var olmak zorundadır, diyordu Anaksagoras.

Onun bununla ne demek istediğini modern bir örnekle açıklayabiliriz. Günümüzde laser tekniğiyle "hologram" denen bir şey yaratmak mümkün. Bir hologram örneğin bir araba şeklindeyse bu hologramı parçaladığımızda elimizde geriye yalnızca tamponu gösteren parça kalmış olsa da hala tüm arabayı görebiliriz. Çünkü parçaların her biri tüm şekli içinde barındırmaktadır. Vücudumuz da bir anlamda aynı şekilde oluşmuştur. Parmağımdan bir deri hücresi çıkarıp alacak olursam, bu hücre çekirdeği yalnızca derimin özelliğine dair bilgiler barındırmaz. Aynı hücrede, gözlerimin şekline, saçlarımın rengine, kaç tane ve hangi özellikte parmağım olduğuna dair bilgiler de vardır. Vücuttaki her hücre, bütün öteki hücrelerin nasıl olduğunu da tüm ayrıntılarıyla içerir. Yani her bir hücrede "her şeyden bir şey" bulmak mümkündür. Tüm, her bir parçada kendini gösterir.

Anaksagoras içinde "her şeyden bir şey" barındıran bu "en küçük parçaları" "tohum" veya "öz" diye adlandırıyordu.

Yunanlı filozofların yepyeni bir düşünce biçimiyle ortaya çıktığı sırada hastalık ve sağlığa da doğal açıklamalar getirmeye çalışan bir Yunan tıp bilimi doğuyordu. Tıbbın babası sayılan Hippokrates İ.Ö.460 yıllarında Kos adasında doğmuştur. Hippokrates'cı tıp geleneğine göre hastalıklara karşı koymanın en önemli yolu aşırıya kaçmayan, sağlıklı bir hayat sürmektir. İnsan için doğal olan şey sağlıklı olmaktı. Hastalıklar, fiziksel ya da ruhsal bir dengesizlik sonucu doğanın yolundan çıkmasından kaynaklanırdı. İnsanın sağlıklı bir yaşam sürmesinin yolu dengeli ve uyumlu olmaktan geçerdi.

Görüldüğü gibi aynı zamanlarda ve farklı yerlerde birbirinden bağımsız düşünüp gözlem yapabilen insanlar günümüz biliminin temel taşlarında imza sahibi olmuşlardır.

 

Geleneksel Çin Tıbbı, insan vücudunun fizyolojisi ve patolojisini açıklamak ve klinik tanı ve tedavi konusunda yol göstermek amacıyla, yin ve yang'ın karşılıklı bağlantı ve sürekli biçim değiştirme (transformasyon) prensiplerini insan vücuduna uygulamaktadır.

Şimdi günümüze bir pencere açmak istiyorum.

Organizmanın amacına uygun bir yaşam sürebilmesi için münferit organların etkinliğinin bu ortak amaca göre ayarlanması gerekmektedir. Hormonal ve sinirsel yollarla sağlanan bu regülasyon mekanizmasında autonom sinir sistemi merkezi sinir sisteminden tamamen ayrı değildir. Farklı seviyelerdeki integrasyon kademeleri bu sistemin fonksiyonunu merkezi bir kontrol altında bulundurur.

Bu anlatımı acaba yin yang regülasyonu olarak düşünebilirmiyiz.

Anatomi ve fizyolojide birçok alanlardaki bilgilerin daha erken zamanlarda doğru olarak ortaya konmasına karşın beyin ve otonom sinir sistemi için bu özellik daha geç gerçekleşmiş ve uzun gelişim kademeleri izlemiştir. Modern otonom sinir sistemi kavramı Remark ile başlar. O 1838 de ilk defa olarak miyelinsiz sinir liflerinin sempatik ganglion hücrelerinden geldiğini gösterdi. 1946 da Beck rami communicantes albi ve grisileri ayırdı. Birincilerin preganglionik miyelinli ve grisilerin ise post ganglionik ve miyelinsiz olduklarını gösterdi. 1851 de Claud Bernard hayvan ısısını araştırırken vasomotor sinirleri buldu. Aynı zamanda Bernard 4. ventrikül tabanının stimulasyonu ile glikozuri ve poliüri oluştuğunu göstererek visceral fonksiyonların üzerinde merkezi sinir sisteminin etkisinide gösterdi. İlk defa Langly otonom sinir sistemi sözünü ortaya koymuş ve preganglionik ve postganglionik sinirlerin yayılışının mükemmel bir haritasını vermiştir.

 

YİN YANG TEORİSİ İLE İLGİLİ TEMEL BİLGİLER.

 

1) Yin ve yang'ın karşıtlığı. Yin-yang teorisi, herşeyin yin ve yang adlı iki karşıt özelliği olduğunu savunur. Yin ve yang'ın karşıtlığını esas olarak, bunların birbiriyle mücadele etme ve böylelikle birbirlerini kontrol etme yeteneği yansıtır.

Örneğin, ılıklık ve sıcak (yang) soğuğu yok edebilir. Buna karşı serinlik ve soğuk (yin) yüksek bir ısıyı düşürebilir. Herhangi bir fenomen içindeki yin ve yang özelliği, karşıtlık yoluyla diğerini sınırlayacaktır. Bu nedenle insan vücudunda normal koşullar altında, yin ve yang'ın karşılıklı olarak birbirlerine karşıtlığı yoluyla, göreceli bir fizyolojik denge korunur. Herhangi bir nedenle bu karşılıklı karşıtlığın, yin ve yang'ın fazlalığı veya yetersizliği ile sonuçlanması halinde, vücudun göreceli fizyolojik dengesi bozulacak ve hastalık meydana gelecektir. Bunun örnekleri şunlardır. Yin'in fazlalığı yang'ın yetersizliğine yol açar veya yang'ın hiperaktivitesi yin'in yetersizliğine yol açar. "Plain Questions" (Basit Sorular) kitabının 5. bölümünde şöyle denmektedir: "Yin hakim olduğunda yang hastalanacaktır; yang hakim olduğunda yin hastalanacaktır."

2) Yin ve Yang'ın karşılıklı olarak birbirlerine bağımlılığı

Yin ve yang birbirlerine karşıttırlar ve buna rağmen, aynı zamanda karşılıklı bir bağımlılık ilişkisine de sahiptirler. Hiçbiri yanlız olarak mevcut olamaz; yang olmaksızın yin, yin olmaksızın yang olamaz. Yukarı doğru hareket (yang) olmaksızın, hiçbir şekilde aşağı doğru hareket (yin) olamaz. Soğuk (yin) olmasaydı, hiçbir şekilde sıcak (yang)olmazdı. Gerek yin, gerek yang diğerinin mevcudiyeti için gerekli koşuldur ve bu ilişki yin ve yang'ın karşılıklı bağımlılığı olarak bilinir. "Plain Questions" (Basit Sorular) kitabının 5. bölümünde şöyle denmektedir: "Yin, yang için bir koruyucu görevi görmek üzere içeride kalır, yang ise yin için bir yardımcı görevi görmek üzere dışarıda kalır."

Bu durum insan vücudunun fizyolojisine uygulandığında yin besin maddelerine yang da fonksyonel faaliyetler tekabül eder. Besin maddeleri içeride kalır, bu nedenle " yin içeride kalır", buna karşın fonksyonel aktiviteler dışarıda kendini gösterir yani "yang dışarıda kalır." Dışarıdaki yang, içerideki öz hareketin görüntüsüdür. Bu nedenlede yang "yin in hizmetçisi" olarak bilinir. İçerideki yin fonksiyonel aktiviteler için maddi temeldir. Bu sebeple " yang'ın koruyucusu olarak bilinir.

"İllustrated Supplement to the Classified Classics" (Sınıflandırılmış Klasiklerin Resimli eki ) adlı kitabın "Yin ve Yang'ın Tezahürleri" adlı bölümünde şöyle denmektedir: "Yang olmaksızın hiçbir yin üretimi olmazdı; yin olmaksızın hiçbir yang üretimi olmazdı"

 

3) Yin ve yang'ın karşılıklı tüketim-destekleme ilişkisi.

Herhangi bir fenomenin içindeki yin ve yang özellikleri sabit değildir. Sürekli olarak karşılıklı tüketim ve destekleme durumundadırlar. Örneğin,vücudun çeşitli fonksyonel aktiviteleri (yang) zorunlu olarak bir miktar besin (yin) tüketirler. Bu olay "yang'ın kazanılmasına yol açan yin tüketimi" sürecidir. Öte yandan çeşitli besin maddelerinin (yin) üretimi zorunlu olarak bir miktar enerji (yang) tüketir. Bu "yin'in kazanılmasına yol açan yang tüketimi" sürecidir. Normal koşullar altında yin ve yang ın karşılıklı tüketim-destekleme ilişkisi bir görece denge durumu içindedir. Bununla birlikte, bu ilişkinin normal fizyolojık limitlerin dışına çıkması halinde, yin ve yang'ın göreceli dengesi korunmayacak, bu da ya yin'in ya da yang'ın fazlalığı veya yetersizliği ile hastalığın meydana gelmesi ile sonuçlanacaktır.

 

4) Yin ve yang'ın karşılıklı biçim değiştirme ilişkisi.

Herhangi bir fenomenin içindeki yin ve yang özellikleri, kesin bir şekilde statik değildir. Bazı koşullar altında, bu iki özellikten herhangi biri biçim değiştirerek yin'e dönüşebilir ve yin biçim değiştirerek yang'a dönüşebilir. Eğer karşılıklı tüketim - destekleme ilişkisi niceliksel (kantitatif) bir değişim süreci ise, bu durumda yin ve yang'ın karşılıklı olarak biçim değiştirmesi niteliksel (kalititatif) bir değişim sürecidir.

"Plain Questions" (Basit Sorular) kitabının 5. bölümünde şöyle denmektedir: "Aşırı yin zorunlu olarak yang'ı üretecektir ve aşırı yang da zorunlu olarak yin'i üretecektir.... Şiddetli soğuk sıcağı meydana getirir. Şiddetli sıcakda soğuğu oluşturur."

Bu bir yandan, yin ve yang'ın karşılıklı biçim değiştirmelerini gösterirken, öte yandan da, biçim değiştirmeleri için gerekli olan koşulları göstermektedir. Hem dış hemde iç faktölerin konbinasyonları olmaksızın biçim değiştirme olmaz. Akut ateş bunun bir örneğidir.Aşırı ısı organizmanın anti-patojenik qi'sini şiddetle tüketir ve buna hasar verir. İnatçı yüksek ateşten sonra, Vücut ısısnda ani bir düşme, ve solgunluk, kol ve bacakların soğuması ve nabzın zayıflaması gibi şiddetli soğuk tezahürleri meydana gelebilir.

Uygun acil tedavinin zamanında yapılması halinde yang qi kurtarılacak, patolojik durumda bir iyileşme olacak, kol ve bacaklar ısınacak, cilt ve nabız normale dönecektir. Bunların birincisi, biçim değiştirerek yin'e dönüşen yang ve ikincisi de biçim değiştirerek yang'a dönüşen yin'dir.

 

5) Yin ve yang'ın sonsuza dek bölünebirliği.

Daha önce de söz edildiği gibi, yin ve yang sürekli değişim içindedir. Bu hem yin'in hemde yang'ın göreceli dereceleri olduğu anlamına gelmektedir. "Plain Questions" (Basit Sorular) kitabının 6. bölümünde şöyle denmektedir: "Yin ve yang'ın sayı olarak miktarı on olabilir; bu miktar yüze, bine, onbine veya sonsuza dek genişleyebilir. Ancak, sonsuza dek bölünebilir olmakla birlikte, yin ve yang yanlızca bir önemli prensibe dayanırlar."

Koşullara göre, yin ve yang, sırasıyla üç alt bölüme bölünerek çoğalabilirler."Plain Questions" (Basit Sorular) kitabının 66. bölümünde şöyle denmektedir: "Yin ve yang'ın qi'si daha küçük veya daha büyük olabilir. Üç yin ve üç yang olmasının sebebi budur."

Bu alıntı, yin ve yang'ın qi'sinin derece olarak daha büyük veya daha küçük olabileceğini ve yin'in yang'ın üçer alt bölümü olduğunu açıklamaktadır. Daha büyük yin'e Taiyin (üçüncü yin) adı verilir.Daha küçük yine Shaoyin (ikinci yin) adı verilir.Daha büyük yang'a Taiyang (üçüncü yang) adı verilir. Daha az yang'a Shaoyang (birinci yang), Aşırı büyük yang'a Yangming (ikinci yang) ve azalan yin'e Jueyin (birinci Yin) adı verilir. Üç yin ve üç yang, yin ve yang'ın daha fazla genişlemesidir ve aynı zamanda yin ve yang'ın tüketim destekleme-ilişkisini temsil ederler. Ateşli humma hastalıklarının gelişmesine uygulanan sendromların farklılığı, Taiyang, Yangming, Shaoyang Taiyin, Shaoyin ve Jueyin kategorilerinin uygulanması ile analiz edilir.

Yukarıda sözü edilenler, Başlıca prensipleri "Yin-Yang figürü" (Taijitu) ile açıklanan yin-yang teorisinin temel içeriğidir. Bu figürde, beyaz yang'ı siyah ise yin'i temsil etmektedir. Yin ve yang'ın karşıtlığı ve karşılıklı olarak birbirlerine bağımlılığı, karşılıklı tüketim - destekleme ilişkisini gösteren kavisli çizgiyle gösterilmektedir. Beyaz yang alan siyah bir nokta (yin) ve siyah alan beyaz bir nokta içermektedir. Bu noktalar, karşılıklı olarak biçim değiştirme potansiyelini, yin'in yang içinde olduğunu ve yang'ın dayin içinde olduğunu göstermektedir. Bu figür, bütün fenomenlerin izole olmadığını, karşılıklı olarak birbirlri ile bağlantılı olduğunu, gelişmekte ve değişmekte olduğunu göstermektedir.

Birde semptomları bizim anlayacağımız tıp terminolojileri ile yorumlayalım.

Bütün vücudu içine alan olağanüstü bir durum karşısında sempatik etkinliğin hakimiyeti esastır. Bu sistemin yapılış tarzı genel reaksiyonları kolaylaştıracak şekildedir. Kuvvetli kas etkinliği asfixia, şiddetli emosyon gibi organizmanın bütün kaynaklarının harekete geçmesini gerektiren hallerde (korku, kaçma ve savaşma gibi ) taşikardi, iç organlar ve deride vazoconstriction kan depolarının boşalması, dolaşan kan hacminin artması ve kanın abdominal viscerlerden lokomotor sisteme, akciğerlere ve beyine gönderilmesine sebep olur. Bronşlar dilate olur, alyuvar sayısı artar, karaciğer glikojeni glikoza döner ve kan şekeri yüksektir. Sempatik sistem bu reaksiyonlarda en büyük rolü oynar ve etkisi adrenalin sekresyonu ile kuvvetlendirilir.

Parasempatikler lokalize olağanüstü durumlarda yani bir tek veya bir gurup organa uygulanan streslerde etkin hale geçerler. Bu sistemin yapılış tarzı bu amaca uygun düşecek şekildedir. Parasempatik ganglionlar inerve ettikler organa yakın bulunurlar ve nisbeten sınırlı bir alana etki ederler. Bu sistemin kimyasal aracısı olan asetilkolin, salgılandığı yerden uzağa gitmeden hemen inaktive olur. Parasempatik sistem özellikle vücut ve lokomotor sistem dinlenme halinde iken etkinlik gösterir. Bunun sonucu olarak da enerji depo edilir.

Visceral innervasyon yanlız stres halinde iken kendini göstermez. Aynı zamanda devamlı tonik bir etkinlikde gösterirler. Tonik impulslar fazla olmamakla beraberaort ve sinüs karotikusdaki reseptörlerden doğar. Kan basıncında, oksijen ve karbondioksit basıncında asit-baz dengesinde ve diğer birçok faktördeki değişmeler bu vasküler reseptörler üzerine etki eder ve sempatik veya parasempatik etkinliği azaltacak veya arttırarak reflekslere neden olurlar. Bu refleksler sayesinde normal denge kurulur. Örneğin kan basıncının yükselmesi aort duvarlarında ve sinüs caroticus'daki reseptörleri uyarır ve böylece refleks yolu ile bradicardi oluşturulur. Aynı zamanda vasoconstrictorlar inhibe olurve adrenalin sekresyonu azalır. Bütün bu reaksiyonlar kan basıncını düşürmeye ve normal hale getirmeye yardım ederler.

  II. YİN - YANG TEORİSİNİN GELENEKSEL ÇİN TIBBINA UYGULANMASI

Yin-yang teorisi, geleneksel Çin tıbbının teorik sisteminin tüm yönlerine girmektedir. İnsan vücudunun organik yapısını, fizyolojık fonksyonlarını ve patolojik değişikliklerini açıklamaya yardımcı olmakta ayrıca klinik tanı ve tedavi konusunda yol göstericilik yapmaktadır.

1) Yin - yang ve insan vücudunun organik yapısı.

Yin-yang teorisi insan vücudunun organik yapısının açıklanmasına uygulandığında, ortaya çıkan sonuç, insan vücudunun entegre bir bütün olduğudur. İnsan vücudunun tüm organları yin ve yang olmak üzere iki karşıt özelliğe ayrılabilir. Anatomik bölge açısından vücudun üst bölümü yang'dır; alt bölümüde yindir. Dış kısmı yang'dır ve iç kısmıda yin'dir. Kol ve bacakların yanal tarafları (lateral) yang'dır ve orta (medial) tarafları yin'dir. Bunların fonksyonel aktivitelerinin yapısına göre zang organlar yin, fu organlar yang'dır. Ayrıca zang-fu organların her birinin içinde yin ve yang özellikleri vardır. Örneğin kalp-yin ve kalp-yang. Meridyen sistemi içinde iki kategoroi vardır; yin meridyenler, yang meridyenler. Sonuç olarak yin ve yang karşıtlığı bütün üst ve alt, iç ve dış organik yapılarda kendini gösterir. Herbiri yin ve yang nitelikleri içerir ve hepside yin ve yang'a göre sınıflandırılabilir. "Plain Questions" adlı kitabın 25. bölümünde şöyle denmektedir: "İnsan, yin ve yang'dan ayrılmaz bir fiziksel biçime sahiptir."

 

2) Yin-yang ve insan vücudunun fizyolojik fonksiyonları:

Yin-yang teorisi, insan vücudunun normal yaşamsal aktivitelerinin yin ve yang'ın bir karşıtlıklar birliği içindeki koordinasyonuna dayandığını kabul etmektedir. Fonksyonel aktiviteler yang'a aittir ve besin maddeleri yin'e aittir. Vücudun çeşitli fnksyonel aktiviteleri, besin maddelerinin desteğine bağımlıdır. Besin maddeleri olmaksızın fonksyonel aktiviteler için hiçbir destek olamaz. Aynı zamanda fonksyonel aktiviteler, vücutta besin maddelerinin üretimi için harekete geçirici güçtür. Bir başka deyişle, zang-fu organların fonksyonel aktiviteleri olmaksızın, su ve yiyecek, besin maddelerine dönüştürülemez. Bu şekilde, insan vücudu içindeki yin ve yang karşılıklı olarak birbirini destekleyicidir. Organizmayı patolojik faaliyetlerin istilasından korumak ve vücut içinde bir görece dengeyi sürdürmek için birlikte faaliyet gösterirler. Yin ve yang birbirlerini destekleyemez ve ayrılırlarsa, vücudun yaşamsal aktiviteleri durur."Plain Questions" adlı kitabın 3. bölümünde şöyle denmektedir: "Yin stabilize olduğunda ve yang iyi korunduğunda, ruh uyum içinde olacaktır; yin ve yang'ın ayrılması, temel qi'nin tükenmesine yol açacaktır."

 

3)   Yin-yang ve insan vücudundaki patolojik değişiklikler.

Yin yang teorisi, patolojik değişikliklerin açıklanması konusunda da uygulanmaktadır. Geleneksel Çin tıbbı, hastalığın ortaya çıkmasının yin ve yang arasındaki görece dengenin kaybının birinden birinin fazlalığı veya yetersizliği sonucu olduğunu kabul etmektedir. Hastalığın ortaya çıkması ve gelişmesi hem antipatojenik qi'yle hemde patojenik faktörlerle ilişkilidir. İki tip patojenik faktör vardır: Yin yang Antipatojenik qi, yin sıvısını ve yang qi'yi içine alır. Yang patojenik faktörleri hastalığa neden olduğunda, bu yin'i tüketen yang'ın fazlalığına yol açabilir ve ısı sendromlarının meydana gelmesine sebep olur. Yin patojenik faktörleri hastalığa neden olduğunda, bu yang'a hasar veren yin'nin hakimiyetine yol açabilir ve soğuk sendromlarının meydana gelmesine sebep olur. Yang'ın yetersizliği yin'i kontrol edemeyecek duruma geldiğinde, yetersizlik ve soğuk sendromları görülebilir. Bu sendromlarda yang yetersizdir ve yin gereğinden fazladır. Yin sıvısının yetersizliği yang'ı sınırlamayacak durumda olduğunda, yetersizlik ve sıcak sendromları görülebilir. Bu sendromlarda yin yetersizdir ve yang hiperaktiftir.

Yukarıdaki açıklamalarda görülmektedir ki hastalıkta ortaya çıkan patolojik değişiklikler komplike ve değişime tabi olmakla birlikte bunlar genelleştrilebilir ve şu şekilde açıklanabilir: " Yin ve yang'ın dengesizliği ", " Soğuk sendromuna yol açan yin fazlalığı", " Sıcak sendromuna yol açan yang fazlalığı", " Soğuk sendromuna yol açan yang yetersizliği ve " Sıcak sendromuna yol açan yin yetersizliği". Ek olarak ya yang qi ya da yin sıvısının yetersizliği bir diğerinin tüketimine yol açabilirki bu da Yin ve yang'ın karşılıklı tüketimi olarak bilinir. Örneğin uzun süren iştahsızlık esas olarak dalak-qi'sinin (yang) zayıflığına bağlanır.Bu olay kan (yin) yetersizliğine yol açar. Bu "yang'ın yin'i etkileyen zayıflığı nedeniyle, hem qi'nin hem de kanın yetersizliği " olarak bilinir.

Bir başka örnek hemorarjidir. Bu durumda önemli miktarda kan (yin) kaybı genellikle, üşüme, kol ve bacakların soğuması şeklinde tezahür eden yang yetersizliği sendromuna yol açar. Bu olay " yin'in yang'ı etkileyen yetersizliğinin sonucu olarak meydana gelen hem yin hemde yang'ın yetersizliği" olarak bilinir. Bu patolojik değişikliklerin hepsi klinikte yaygın olarak görülmektedir.

 

4) Klinik tanı ve tedaviye yol gösterici olarak yin yang.

Hastalığın ortaya çıkması ve gelişmesinin kökeninde yatan neden, yin ve yang arasındaki dengesizliktir. Bu nedenle klinik görüntüler ne kadar komplike ve değişken olursa olsun yin- yang presibini iyi bir şekilde kullanarak, anahtar rolü oynayan bağlantı elemanlarını yakalayabilir ve etkin biçimde analiz edebiliriz. Genel olarak konuşacak olursak, bir hastalığın yapısı, yin-yang yoluyla yapılacak analiz kapsamının dışına çıkmaz. "Plain Questions" adlı kitabın 5. bölümünde şöyle denmektedir: "İyi bir doktor hastanın cildini gözlemler, nabzına bakar ve böylelikle hastalığın bir yin hastalığımı yoksa bir yang hastalığımı olduğunun saptanmasında ilk adımı atmış olur."

Yin, yang, dahili, harici, soğuk, sıcak, yetersizlik ve fazlalık adlı sekiz prensip tarafından sendromların farklılaştırılması için yin-yang bir temeldir. Hariç, sıcak ve fazlalık yang'dır, buna karşın dahili, soğuk ve yetersizlik yin'dir. Bu yolla, komplike klinik olaylar basitleştirilebilir ve doğru tanı konulabilir.

Hastalığın ortaya çıkması ve gelişmesinin kökeninde yatan neden, yin ve yang arasındaki dengesizlik olduğundan, akupunktur tedavisinde temel prensip, "Yin'in stabilize edilmesini ve yang'ın iyi bir şekilde korunmasını sağlayarak ve bunların arasındaki uyumu eski haline getirerek, yin ve yang'ı regüle etmektir. "Miraculous Pivot" (Mucizevi Mil ) adlı kitabın 5. bölümünde şöyle denmektedir: "İğnelemenin temel tekniği, yin ve yang arasında bir dengeye ulaşmaktır."

Bu alıntıdan, iğnelemenin temel fonksyonunun, yin ve yang'ın qi'sini ayarlamak olduğunu görebiliyoruz.

Akupunkturun klinik uygulamasında, yin-yang teorisi yanlızca tedavi prensiplerinin saptanmasına uyğulanmaz. Aynı zamanda, noktaların ve kullanılacak iğneleme ve moxibustion tekniğinin seçimine de uygulanır. Örneğin klinik pratikte, gerek içlik-dışlık ilişkili meridyenlerden noktaların kombinasyonu gerekse Yuan-primer ve Luo bağlantı noktalarının kombinasyonu yaygın bir biçimde kullanılır. Her ikiside, noktaları ilişkili yin ve yang meridyenlerinden seçme yöntemleridir. Buna ek olarak, zang-fu organların hastalıklarını tedavi etmek için çoğu zaman Back-Shu ve Front-mu noktaları seçilir.

Zang hastalıkları için genellikle ilişkili Back-Shu noktaları, Fu hastalıkları için ilişkili Front -Mu noktaları seçilir. Alternetif olarak fazlalığı ve yetersizliği bulunan yin ve yang'ı ayarlamak amacı ile "Yang hastalıkları için front-mu noktalarını, yin hastalıkları için back-shu noktalarını seçerek bunların bir kombinasyonu kullanılır." "Yin hastalıklarda iğneler derine, yang hastalıkları için de yüzeyel uygulanır."

Görüyoruz ki akupunktur da meridyenler, noktalar ve iğneleme teknikleri yin-yang teorisiyle çok yakından ilişkilidir. Bu ilişki yin-yang'ın hem teoride hemde pratikte oynadıkları yaşamsal öneme sahip rolü bir kez daha vurgulamaktadır.

 

 

Copyright © SOEDENTAL. 2000-2006 Tüm hakları saklıdır.
Son güncelleme: 15-02-2008 .